Üyelik Sözleşmesi

AlseroTur.com'a Hoşgeldiniz..

WEB SİTESİ KULLANIM KOŞULLARI:  www.alserotur.com

Siteye erişiminizden veya siteyi kullanımınızdan önce lütfen bu sözleşmeyi dikkatle okuyunuz. Siteye erişmekle veya siteyi kullanmakla, aşağıda belirtilen şartlar ve hükümlerle bağlı olmayı kabul etmektesiniz. Eğer bu şartlar ve hükümlerle bağlı olmak istemezseniz, siteye erişmeyebilir veya siteyi kullanmayabilirisiniz ve böyle bir kullanıma başladıysanız kullanımı derhal durdurmalısınız. “www.alserotur.com” bu sözleşmede her zaman değişiklik yapabilir ve bu değişiklikler değiştirilmiş sözleşmenin siteye konulmasıyla derhal yürürlük kazanır. Siz bu değişikliklerden haberdar olmak amacıyla periyodik olarak sözleşmeyi gözden geçirmeyi kabul etmektesiniz ve siteye devam eden erişiminiz veya devam eden siteyi kullanımınız değiştirilmiş sözleşmeyi kesin olarak kabul ettiğiniz anlamına gelecektir.



1. Ticari markalar, fikri mülkiyet, telif hakları

www.alserotur.com sitesinin tüm hakları  ORKUN TURİZM GEM.SEY.İNŞ.LTD.ŞTİ. ŞİRKETİ aittir. Bu web sayfalarında yayımlanan içerikler (örneğin yazılım, ürünler, logolar, v.s. gibi ticari markalar, bilgiler, raporlar, resimler ve grafikler), ulusal ve uluslar arası kanunlar ve uluslar arası sözleşmeler ile korunmaktadır. Sitede yer alan her türlü bilgi ve materyal; 

Site'nin tamamı ya da bir bölümü revize edilerek, ekleme yapılarak ya da bir kısmı değiştirilerek herhangi bir ortamda kullanılamaz. 

Site'den alınabilecek her türlü bilgi (yazılı ya da görsel) rahatlıkla görülebilecek büyüklükte "© 2013, alserotur.com, Tüm Hakları Saklıdır" ifadesi eklenmeden kullanılamaz. 

Sitede yer alan ifadeler içerisindeki 3. kişi ya da kurumlara ait tescilli marka, hizmet, logo vb. uyarılar ve ayraçlar, siteden alıntı yapıldığında kaldırılamaz.



2. Kullanım koşullarının değiştirilmesi

alserotur.com'un herhangi bir sebep göstermeksizin ve önce veya sonra ihbarda bulunmaksızın bu kullanım koşullarını değiştirme, ilavede bulunma veya yenileme hakkı saklıdır. Bu sayfalarda, mevcut ve güncellenmiş versiyon bulunmaktadır. Bu web sayfalarının kullanılması ile kullanıcı, mevcut versiyon ile sınırlandırılmış olduğunu kabul eder.



3. Üçüncü Parti Sitelere Verilen Bağlantılara (Linklere) Dair

www.alserotur.com, sitesinde direkt ya da dolaylı yoldan diğer sitelere bağlantı (link) verilebilir. Bu bağlantıların amacı bilgi vermek ya da reklamdır. Kullanıcı, site üzerindeki linklerin kaynakları üzerinde alserotur.com'un hiçbir kontrolü olmadığı için, alserotur.com'un linklerinin gösterdiği web sitelerinin veya kaynakların ulaşabilirliğinden sorumlu olmadığını ve bu web siteleri ve kaynaklar üzerinde bulunan veya bunlardan elde edilebilen hiçbir içerik, reklam, ürün veya diğer materyalden sorumlu olmadığını kabul eder. Kullanıcı ayrıca alserotur.com'un böyle herhangi bir web sitesi veya kaynak üzerinde veya bunlar yoluyla elde edilebilen herhangi bir içerik, mal veya hizmete güvenerek veya bunlar tarafından veya bunların kullanımı ile bağlantılı olarak neden olunan ya da neden olunduğu iddia edilen herhangi bir zarar veya kayıptan doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu olmadığını kabul eder.



4. Kullanıcı Bilgileri Hakkında

www.alserotur.com sitesinde; kullanıcıların dolduracakları talep ve rezervasyon formlarının yer aldığı bölümler yer almaktadır. Bu bölümlerin doldurulması esnasında kullanıcıların küfür, tehdit, tahrik, rahatsız edici sözleri ve kanuna aykırı içerikler kullanma ve başkalarının kanuni ve kişisel haklarına zarar verme hakları yoktur. Ayrıca bu formların kopyalanarak kullanılmaları veya yeniden üretilmek amacıyla örnek olarak kullanılmaları yasaktır. Kullanıcılarının bu sayfaları kullanarak bir ürün ya da hizmet satma, ticari amaçlı reklam yapma ve benzeri ticari davranışlarda bulunma hakları yoktur.



5. Hak ve Sorumluluklar

www.alserotur.com sitesine bulunan içerikler sürekli kontrol edilmekte ve güncellenmektedir. Ancak, www.alserotur.com ve sahibi ORKUN TURİZM GEM.SEY.İNŞ.LTD.ŞTİ. site içeriğindeki bilgi ve fiyat hatalarından sorumlu tutulamaz, sayfalarında her türlü değişiklik ve yeniliği istediği anda yapabilir. Bu değişikliklerden dolayı doğabilecek hiçbir rezervasyon, satış veya bilgi hatasından dolayı www.alserotur.com sitesi ve sahibi ORKUN TURİZM GEM.SEY.İNŞ.LTD.ŞTİ. sorumluluk yüklenemez. 

www.alserotur.com sitesinin tüm kullanım ve içerik hakları saklıdır. Sitenin tüm hakları, sahibi olan firma ORKUN TURİZM GEM.SEY.İNŞ.LTD.ŞTİ. aittir. İzinsiz kullanımı kanunlarla yasaklanmıştır.

 

Üye Girişi

captchacode
Şifremi UnuttumYeni Üyelik

Referans Nolu giriş

Referans Numaramı Unuttum.

Hac Hizmetlerimiz

hac

Umre Hizmetlerimiz

umre

Tatil Hizmetlerimiz

İslami Otel

Hac Nasıl Yapılır




HAC NASIL YAPILIR
HAC KAÇ ÇEŞİTTİR


Hac ibadetinde haccın çeşidine göre hac tercihi yapılmaz sadece hac eda şekline göre  gidilen zamana, Umre ile birleştirilerek yapılmasına veya zamanına göre adlandırılmaktadır. Bunlarda hiç birinin svabı fzladır veya azdır gibi bir değerlendirme söz konusu değildir.

Hac, hac ayları denilen zaman dilimi içinde yapılan bir ibadettir. Hac ayları Hicrî takvime göre Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Hac, bu aylar içinde umresiz de yapılabilir, umre ile birlikte de yapılabilir. Haccın umresiz ya da umre ile birlikte yapılmasına haccın eda şekilleri denir. Haccın eda şekli üçtür:

  • 1- İfrad haccı
  • 2- Kıran haccı
  • 3- Temettu haccı

 


1- İfrad Haccı İfrad haccı, 
umresiz yapılan hacdır. Aynı yılın hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca hac yapılırsa ifrad haccı yapılmış olur.


2- Kıran Haccı Kıran haccı, 
aynı yılın hac ayları içinde umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır. Kıran haccı yapacak olanlar mikat sınırında veya daha önce umre ve haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkmazlar, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra ihramdan çıkarlar. Kıran ve temettu haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vaciptir. İfrad haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi gerekmez.


3- Temettu Haccı Temettu haccı,
aynı yılın hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır. Temettu haccı yapacak olanlar, mikat sınırında veya daha önce umreye niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girerler. Haclarını eda ettikten sonra ihramdan çıkarlar. HACCIN YAPILIŞI Ülkemizden giden hacılar, değişik iklim şartlarında uzun süre ihramda kalmanın doğurduğu zorlukları dikkate alarak genellikle "temettu haccı" yapmayı tercih ederler. Biz de bu durumu göz önünde bulundurarak haccın yapılışını anlatırken, haccın eda şekillerinden "Temettu haccı" nı esas alacağız.


Hac yapacak bir kimsenin ilk işi ihrama girmektir. 
İhrama girmek haccın şartıdır. İhrama girmeden hac yapılamaz. Hac için İhrama, "hac ayları" içinde girilir. Hac ayları, Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylar, hac menasikinin başladığı ve devam ettiği aylardır. Temettü hac’cı için ilk önce umre yapılır. İhrama girmeden önce kalpten temettü haccının yapılacağı geçirilir. Sonra ihrama girilir. İhramın Sünneti niyeti ile iki rekât namaz kılar. 1. Rekâtta Kafirun 2. Rekâtta İhlâs surelerini okur. Umreye niyet eder. Umrenin niyeti şöyledir: 'Allahım ben umreye niyet ettim, onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul eyle.'der ve telbiye getirir. "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ Şerîke leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n ni'mete leke ve'l-mülk, lâ Şerîke lek" "Allahım, senin emrine sözüm ve özümle tekrar tekrar icabet ettim, emrine boyun eğdim. Sana ortak yoktur. Emir ve davetine gönülden ve sadakatle icabet ettim. Senin eşin ve ortağın yoktur. Şüphesiz ki hamd de nimette sana mahsustur. Mülk senindir. Bütün bunlarda senin eşin ve ortağın yoktur" diyerek telbiye getirir. Niyet ve telbiyenin yapılmasıyla ihrama girilmiş ve "İHRAM YASAKLARI" başlamış olur.


Yolculuk esnasında, yüksek tepelerde herhangi bir grupla karşılaştığında, konaklayıp tekrar hareket ettiğinde yeni bir bölgeye veya şehre girdiğinde telbiye ve tekbir getirir. Telbiye ve tekbirleri tek rakamlarla (üçer, beşer, yedişer... vs) getirmesi daha uygundur. Kâbe’ye gelene kadar telbiye getirir. Kâbe’nin önüne gelene kadar kafasını kaldırıp bakmaz, Kâbe bütün ihtişamı ile karşısına çıktığı zaman kafasını kaldırır ve dua eder. - Hacer-ül Esved'in olduğu köşeye gelinir, çizginin üzerinde tavaf için niyet yapılır. "Allah'ım senin rızan için umre tavafını yapmak istiyorum. Bana kolaylık ver ve kabul buyur." Tavaf Hacerü'l Esved'in köşesinde başlayıp yine aynı köşede tamamlanmak üzere Kâbe’nin etrafını samimi duygular içinde yedi defa dolaşmaktır. Bu dolaşmanın her birine ŞAVT adı verilir. Tavaf Hacerü'I-Esved'de başlar, Hacerü'l-Esved'de biter. Umre Tafavının ilk üç şavtında Remel vardır. Remel kısa adımlarla, hafif koşar vaziyette omuzları silkeleyerek çalımlıca yürümektir. Hanımlar remel yapmazlar. Izdıba ise ihramlının tavaf sırasında sağ omzunu açmasıdır, sünnettir. Tavafa başlarken ve her şavtın bitiş hizasına gelince sağ el kaldırılır hafifçe Hacer-ül Esved’e dönülüp Bismillahi Allahü Ekber denilerek istilam edilir. Eğer izdiham yoksa başkasına zarar verilmeyecekse Hacer-ül-Esved öpülür.


Tavaf’da insanlar dua kitabındaki tavaf dualarını veya içinden geçen duaları veya Kur'an-ı Kerim okuyabilirler. Tavaf bittiğinde Makam-ı İbrahim'de iki rekât tavaf namazı (Kerahat vakti değilse) kılar. Birinci rekâtta Kafirun, ikinci rekâtta İhlâs sureleri Fatiha'dan sonra okunur. Daha sonra Kâbe’nin kapısının bulunduğu yerde (Buraya Mültezem adı verilir) Mültezem duası okunur. Mültezem'den sonra altınoluğun altında bulunan ve bir yay şeklinde duvarla çevrilmiş olan "HATİM" denilen yerde en az iki rekât namaz kılınır. Burası Kâbe’nin içinden sayıldığından dolayı burada kılınan namaz Kâbe’nin içinde kılınmış gibi olur. Namaz kıldıktan sonra Hatim'de okunacak duayı okur. Sonra bolca zemzem içilir. Mümkün olursa yeri ıslatmadan üzerimize ve bedenimize dökeriz. Sonrada zemzem duasını okuruz. Say Safa ile Merve tepeleri arasında yapılan yürüyüşe denilir. Bu yürüme Safa'dan Merve'ye dört, Merve'den Safa'ya üç geliş şeklindedir. Say Safa tepesinde başlar, Merve tepesinde biter. Safa'dan Merve'ye bir gidişe şavt denir. Bir say ise 7 Şavttan meydana gelir. Tekbir, Tehlil, Hamd ve salâvat getirerek Safa tepesine çıkılır ve Kâbe'yi görecek bir yerde durulur. Ve Umre sayı için niyet edilir. "Allahım senin rızan için Safa ve Merve arasında yedi Şavt umre sayımı yapmak istiyorum. Bu ibadeti bana kolay kıl ve kabul eyle" diyerek Say'a başlanır. Sonra Safa tepesinden Merve tepesine doğru yürümeye başlar. Dua kitabındaki say dualarını veya bildiği başka duaları okur. Tekbir, Tehlil, Salâvat ve Hamd getirir.


Safa-Merve arasındaki iki yeşil direk arasına geldiğinde ""HERVELE" yapılır. Hervele süratli çalımlı ve canlı şekilde yürümenin adıdır. Bu Hz. Hacer validemizin hatırasını canlandırmak için yapılır. Hervele say’ın her şavtının sünnetidir. Yedinci şavt Merve’de tamamlanınca Say duası yapılır . Say tamamlandıktan sonra, erkekler saçlarını dipten tıraş ederler veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarından bir miktar keserler Saçları dipten tıraş etmeden veya kısaltmadan erkekler sakal tıraşı olamazlar. Elbiselerini giyemezler ve diğer ihram yasaklarını yapmazlar. İhramdan ancak saçlar tıraş edilmek suretiyle çıkılır. Erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Kısaltmada saçların uçlarından alınacak miktar, parmak ucu uzunluğundan daha az olmaz. Tıraş olduktan sonra umre ihramından çıkılmış olur. Hac için tekrar ihrama girinceye kadar eşiyle cinsel ilişki dâhil, bütün ihram yasakları kalkar. İhramdan çıkma aşamasına gelmiş ihramlı kimseler, birbirlerini tıraş edebilirler. Bu aşamaya gelmedikçe ihramlılar bir başkasını tıraş edemezler. Kıran ve ifrad haccına niyet edenler ihramlı kalmaya devam ederler. Bu aşamada kesinlikle ihramdan çıkamazlar.


Temettu haccına niyet etmiş olanlar böylece umrelerini bitirip ihramdan çıktıktan sonra, hac için ihrama girinceye kadar Mekke'de ihramsız olarak kalırlar. Bu günlerini mümkün mertebe iyi değerlendirmelidirler. Beş vakit namazlarını Harem-i Şerifte kılmaya ve fırsat buldukça bol bol nafile tavaf yapmaya özen göstermelidirler. Uzaktan gelenlerin nafile namaz kılmak yerine, nafile tavaf yapmaları daha uygundur. Tavaf ve namazın dışında Mescid-i Haram'da Kur'an-ı Kerim tilaveti, dua, zikir ve tembihatla meşgul olurlar. Hac için ihrama girinceye kadar böylece ibadetlere devam edilir. Zamanı gelince hac için ihrama girilip vakfe için Arafat'a çıkılır. Temettu haccına niyet edip de umresini yapmış ve böylece Mekke'de kalmakta olan hacı adayları uygulamada, hac için ihrama genellikle Zilhicce'nin sekizinci günü (Terviye günü) girmektedirler. Buna göre Zilhicce'nin sekizinci gününe gelindiğinde Mekke'deki evlerde, umre ihramında belirtildiği şekilde ön hazırlıklar yapılır. Kerahat vakti değilse, iki rekât ihram namazı kılınır. Sonra: "Allah'ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diyerek niyet edilir. Arkasından telbiye getirilerek hac için ihrama girilir. Böylece tekrar ihram yasakları başlamış olur. Hac için ihrama girildikten sonra, Arafat'a çıkmadan önce nafile bir tavafın ardından haccın say’ı yapılabilir. Haccın say’ini bu şekilde önceden yapanlar artık "Ziyaret tavafı"ndan sonra say yapmazlar. Fakat sünnete uygun olan, haccın say’inin Ziyaret tavafından sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır. Bu şekilde ihrama girildikten ve arzu edildiği takdirde haccın say’ı yapıldıktan sonra kafile ile birlikte Arafat'a hareket edilir. İntikal esnasında telbiye, tekbir, tehlil, salâvat getirilir ve bol bol dua edilir. Bu mübarek günlerin bereketinden olabildiğince yararlanılmaya çalışılır.


Arafat'a varıp çadırlara yerleşilir. Hacı adayı bir süre istirahat ettikten sonra bütün varlığı ile Allah'a yönelip dua eder, telbiye, tekbir ve tehlil getirir, Kur'an okur, namaz kılar, günahlarına tevbe ederek gözyaşı döker, zikir ve tesbihle meşgul olur. Öğle vaktine kadar böylece ibadet etmeye devam eder. Öğle vaktine kadar çadırlarda ibadetle meşgul olunarak bu mübarek mekanın ve zamanın feyzinden ve bereketinden azami derecede istifade etmeye çalışan hacı adayı, öğleye doğru namaz için hazırlık yapar. Öğle ezanı okunduktan sonra öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılınır. Buna "Cem-i takdim" denir. Öğle ve ikindi namazı birleştirilerek şöyle kılınır: Ezan okunduktan sonra, önce öğlenin ilk sünneti kılınır. Sonra kamet getirilerek öğlenin farzı eda edilir. Selam verildikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Arkasından tekrar kamet getirilerek ikindinin farzı kılınır. Selamdan sonra teşrik tekbiri getirilir. Böylece öğle ve ikindi namazı bir ezan ve iki kametle eda edilmiş olur. Bu iki farz namazı arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Bu sebeple öğlenin son sünnetiyle ikindinin sünneti kılınmaz. Namazdan sonra Vakfe yapılır. "Vakfe", durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz. Peygamber "Hac Arafat’tır" buyurmuştur. Arafat, Mekke'nin 25 km. Güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir. Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafat'ta bulunmak gerekmektedir. Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arife günü öğleyin Güneş'in tepe noktasına gelip Batı'ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur. Arife günü Arafat'ta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan sonra ayağa kalkılarak kıbleye karşı dönülür.


Arafat duasının ayakta yapılması müstehaptır. Telbiye, tekbir, tehlil ve salâvat getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitabındaki Arafat Vakfesi duasını okuyabilirler. Bir süre bu şekilde vakfe yapılıp bol bol dua edildikten sonra hacılar Arafat'tan ininceye kadar kalan süreyi yine ibadet, dua ve zikirle değerlendirmeye çalışırlar. Arife günü hac ihramıyla Arafat'ta bulunmak, bir müslüman için en büyük nasiplerden biridir. Çünkü bu kutsal yerde ve bu mübarek zaman diliminde yapılan ibadetler geri çevrilmez. Bu itibarla müslüman Arafat'ta gönlünü her türlü dünyevi düşünce ve gailelerden arındırarak, bütün samimiyetiyle Allah'a yönelmeli, el açıp yalvarmalı, içine düştüğü günahları hatırlayıp gözyaşları içinde tevbe etmeli, af ve mağfiret dilemeli, kendisi, anne-babası, kardeşleri, çocukları, yakınları, milletinin fertleri ve tüm müslümanlar için içtenlikle dua etmelidir. Arafat'ta içinde bulunulan zaman diliminin her dakikasının çok büyük kıymeti vardır. Bu değerli vakitleri faydasız konuşmalarla, lüzumsuz meşguliyetlerle ve pek gerekli olmayan eş-dost ziyaretleri ile geçirip heba etmemelidir. Hele hele başkalarına sıkıntı ve eziyet vermekten, kötü söz ve davranışlardan, haklı bile olsa bir takım gereksiz tartışmalardan şiddetle sakınmalıdır. Bilinmelidir ki, bu mübarek yerde sevaplar nasıl kat kat olursa, günahlar da öylece katlanır. Güneş battıktan sonra Arafat'tan Müzdelife'ye intikal başlayacağından, akşama yakın gerekli şahsi hazırlıklar yapılır. Güneşin batmasıyla birlikte Arafat'tan Müzdelife'ye doğru hareket başlar. Kafileler belli bir plan dâhilinde yola çıkarlar. Akşam namazı, Müzdelife'de yatsı vaktinde, yatsı namazıyla birleştirilerek (cem-i tehirle) kılınacağı için, kendi vaktinde kılınmaz. Yolda yine telbiye, tekbir, tehlil, salâvat ve duaya devam edilir. Elden geldiğince bu kıymetli vakitler değerlendirilmeye çalışılır. Müzdelife'ye varınca yatsı vaktinde, akşam ve yatsı namazı birleştirilerek kılınır.


Yatsı vakti girip ezan okunduktan sonra kamet getirilerek ilk önce akşam namazı kılınır. Selam verdikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Sonra ezan okunmadan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır. Selamdan sonra yine teşrik tekbiri getirilir. Böylece iki vaktin farzı bir ezan ve bir kametle eda edilmiş olur. Buna "Cem-i tehir" denir. Bundan sonra yatsının son sünneti kılınabilir. Daha sonra vitir namazı kılınır. Akşam ve yatsı namazları bu şekilde birleştirilerek kılındıktan sonra "vakfe" yapılacak zamana kadar ibadetle meşgul olunur. İhtiyaç varsa istirahat edilir. Şeytan taşlamada (cemaratta) atılacak taşlar toplanır. Bu taşların Müzdelife'den toplanması zorunlu değildir. Başka yerden de toplanabilir. Taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük olmalıdır. Taşların temiz olmama ihtimali varsa yıkanır. Müzdelife, Arafat ile Mina arasında ve Harem sınırları içinde kalan bir bölgenin adıdır. Müzdelife'nin sınırları levhalarla belirtilmiştir. Müzdelife'de vakfe yapmak haccın vaciplerindendir. Müzdelife vakfesi, bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadarki süre içerisinde yapılır. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun kısa bir an burada bulunan kimse vakfe görevini yerine getirmiş sayılır. Ancak sünnete uygun olan, Müzdelife vakfesinin sabah namazından sonra yapılmasıdır. Şu kadar var ki, izdiham sebebiyle belirtildiği gibi gece yarısından sonra vakfe yapıp ayrılmakta bir sakınca yoktur.


Yukarıda belirtilen süre içerisinde, Arafat vakfesinde olduğu gibi, telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve dua edilir. Asıl olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitabındaki "Müzdelife Vakfesi Duası"nı okuyabilirler. Müzdelife vakfesinden sonra Mina'ya hareket edilir. Kafileler belli bir plan çerçevesinde yola çıkarlar. Yol boyunca telbiye, tekbir ve tehlile devam edilerek Mina'da kalınacak çadırlara gelinir. İsteyenler burada bir müddet istirahat edip ihtiyaç giderirler. Daha sonra izdihamın olmadığı uygun bir zamanda Büyük Şeytanı (Akabe Cemresini) taşlamak üzere şeytan taşlama (cemarat) mahalline gidilir. Uygulamada Türk hacıları genellikle akşam namazından sonra taşlamaya götürülmektedir. Bayramın 1,2,3 ve 4 üncü günlerinde Mina'da bulunan ve "Büyük Şeytan-Akabe Cemresi", "Orta Şeytan-Orta Cemre" ve "Küçük Şeytan-Küçük Cemre" diye adlandırılan üç taş kümesine usûlüne uygun olarak taş atmak haccın vaciplerindendir. Bayramın birinci günü Büyük Şeytana 7, ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde ise her üç şeytana yedişerden 21' er taş atılır. Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılır. Ancak, Mina'da kalınmadığı takdirde dördüncü günü taş atılması gerekmez. Uygulamada bayramın dördüncü günü Mina'da kalınmadığı için bu gün taş atılmamaktadır.


Şeytan taşlama; kötülükleri, haksızlıkları, zulmü ve zorbalığı bir protesto anlamı taşır. Şeytan taşlayan hacı, bu hareketiyle şeytana, şeytanın yoluna uyanlara ve bütün kötülüklere karşı çıkışını sergilemiş ve kendisinin de bundan böyle asla şeytana uymayacağını ortaya koymuş olmaktadır. Taşların atıldığı kümeye yaklaşarak, atılacak taş, sağ elin baş ve şehadet parmaklarının uçlarıyla tutulur. "Bismillah, Allahu ekber rağmen li'ş-şeytani ve hizbih" diyerek atılır. Taşların her biri ayrı ayrı atılmalıdır. Hepsi birden atılırsa tek taş atılmış sayılır. Taşlar, kümelerin üzerine veya kümeleri kuşatan havuzlara düşecek şekilde atılmalıdır. Bayramın birinci günü, Büyük Şeytana tarif edildiği şekilde "7" taş atılır. Atılan ilk taşla birlikte telbiyeye son verilir. Birinci günkü taşlamanın zamanı gece yarısından itibaren başlar, bayramın ikinci günü tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Bayramın ikinci günü, küçüğünden başlanarak her üç şeytana 7'şerden toplam 21 taş atılır. İkinci günkü taşlama zeval vaktinde yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Bayramın üçüncü günü de ikinci günde olduğu gibi küçük şeytandan başlamak üzere her üç şeytana 7'şerden toplam 21 taş atılır. Üçüncü günde taşlamanın zamanı zeval vaktinden yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Bayramın dördüncü günü tan yeri ağarıncaya kadar Mina'dan ayrılmamış olanlar, tan yerinin ağarmasından itibaren güneş batıncaya kadar her üç şeytana "7"şerden toplam 21 taş daha atarlar.


Tan yeri ağarmadan Mina'dan ayrılanların bu günün taşlarını atmaları gerekmez. Uygulama da böyledir. Taşlamalarda, çok kalabalık olan gündüzün izdihamlı saatleri yerine, tenha olan gece saatleri, ya da akşam saatleri tercih edilmelidir. Küçük ve orta şeytanlara taş atıldıktan sonra, mümkünse bir kenara çekilip dua edilir. Büyük şeytana taş atıldıktan sonra beklenmez, orası hemen terk edilir. Gücü yetenlerin taşları bizzat kendilerinin atmaları gerekir. Vekâlet vererek başkasına attıramazlar. Hastalık, yaşlılık ve sakatlık gibi mazeretlerle taşları bizzat kendisi atamayacak durumda olanlar, vekâlet vererek taşları bir başkasına attırırlar. Vaktinde atılamayan taşların, bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar atılması vaciptir. Atılmadığı takdirde ceza gerekir. Temettu ve Kıran haccı yapanların, hac kurbanı (şükür hedyi) kesmeleri vaciptir. Her ne kadar sünnete uygun olan, hac kurbanının, büyük şeytana taş attıktan sonra kesilmesi ise de, taş atmadan önce de kesilmesi mümkündür. Hac kurbanı, Harem Bölgesi sınırları içerisinde, bayramın birinci günü tan yerinin ağarmaya başlamasından itibaren kesilir. Hac kurbanının etinden sahibi dâhil herkes yiyebilir. Temettu ve Kıran haccı yapanlar, Kurban kesme imkânı bulamazlarsa bunun yerine on gün oruç tutarlar. Bu on gün orucun üç günü, hacdan önce ve hac ihramına girdikten sonra (Mekke'de) tutulur. En uygunu 7, 8 ve 9. Zilhicce günlerinde tutulmasıdır. Geri kalan yedi gün ise, bayramın dördüncü gününden sonra olmak üzere, hacdan sonra tutulur. Bu yedi günün memlekete döndükten sonra tutulması daha uygundur. Bunların peş peşe tutulması şart değildir.


Hacılar, Kurban Bayramında şartlarını taşıyan her müslümanın kesmekte olduğu kurbanı (Udhiyyeyi) kesmek zorunda değillerdir. Fakat sevap kazanmak için nafile olarak kesebilirler. Nafile olarak bu kurbanı kesmek istedikleri takdirde vekâlet vererek memleketlerinde kestirmeleri daha uygun olur. Bayramın birinci günü Büyük şeytana taş atılıp kurban kesildikten sonra tıraş olup ihramdan çıkılır. Her ne kadar sünnete uygun olan, önce Büyük Şeytana taş atmak, sonra kurban kesmek, daha sonra da tıraş olup ihramdan çıkmak ise de, taş atmadan, ya da kurban kesmeden önce de tıraş olup ihramdan çıkmak mümkündür. Umre ihramından çıkış konusunda da anlatıldığı gibi, ihramdan çıkmak için erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Böylece hac ihramından çıkışın birinci aşaması gerçekleşmiş olur. Buna "ilk tehallül" denir. Bu aşamada eşiyle cinsel ilişki dışında bütün ihram yasakları kalkar. Cinsel ilişki konusundaki yasak ise, ancak Ziyaret tavafından sonra kalkar. Ziyaret tavafı, haccın farzlarındandır. Haccın iki rüknünden birisidir. Buna "İfada tavafı" da denir. Ziyaret tavafının vakti, bayramın ilk günü gece yarısından itibaren başlar, ömrün sonuna kadar devam eder. Uygulamada ziyaret tavafı, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılmaktadır. Ziyaret tavafının, bayramın ilk üç gününde yapılması usûle uygun ise de, daha sonraki günlerde de yapılabilir Önce, "Allah'ım! Senin rızan için ziyaret tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diyerek niyet edilir. Daha sonra Hacer-i Esved hizasına gelerek "Tavafın Yapılışı" konusunda anlatıldığı gibi tavafa başlanır ve yedi şavtla tavaf tamamlanır. Tavaf tamamlandıktan sonra belirtildiği şekilde tavaf namazı kılınır. Böylece haccın ikinci rüknü de tamamlanmış olur. Ziyaret tavafının tamamlanmasıyla hac ihramından çıkışın ikinci aşaması da gerçekleşmiş olur. Buna "ikinci tehallül" denir. Böylece eşiyle cinsel ilişki yasağı da ortadan kalkmış olur. Ziyaret tavafının, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılması sünnete daha uygundur.


Özel hallerinde bulunan kadınlar, ziyaret tavafını bu halleri sona erinceye kadar ertelerler. Arafat'a çıkmadan önce haccın say’ini yapmamış olanlar, ziyaret tavafından sonra bu say’i yaparlar. Say yapmak, haccın vaciplerindendir. Arafat'a çıkmadan önce haccın say’ini yapmamış olanlar ziyaret tavafının ardından, "Allah'ım, Senin rızan için hac say’ini yapmak istiyorum, bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet ederek daha önce "Say" konusunda belirtildiği şekilde hac say’ini yaparlar. Hac say’inin, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılması sünnete daha uygundur. Bundan sonra hacı, Mekke'de kaldığı süre içinde beş vakit namazı Harem-i Şerif'te kılmaya özen gösterir. Bol bol nafile tavaf yapar. Mekke'den ayrılacağı sırada da "Veda Tavafı" yapar. Hacca uzaklardan yani Mikat sınırları dışından gelmiş olanların (Afakîlerin) Mekke'den ayrılmadan "Veda Tavafı" yapmaları vaciptir. Bu, hacıların hacla ilgili olarak yapacakları son görevdir (nüsüktür). Buna "Sader Tavafı" da denir. Veda Tavafı, "Allah'ım! Senin rızan için Veda tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edilerek tıpkı diğer tavaflar gibi yapılır. Tavafın arkasından, tavaf namazı da kılındıktan sonra çokça dua edilir, af ve mağfiret dilenir. Gözyaşı dökülür. Nihayet ayrılığın üzüntüsü içinde gözyaşlarıyla Kâbe'ye ve Mescid-i Harama veda edilir. Ziyaret tavafından sonra herhangi bir nafile tavaf yapılıp veda tavafı yapılmadan Mekke'den ayrılma durumunda kalınmışsa, yapılan bu nafile tavaf, veda tavafı sayılır. Özel hallerinde bulunan kadınlar, bu durumları sona ermeden Mekke'den ayrılmak zorunda kalırlarsa, veda tavafı yapmazlar, bundan dolayı bir ceza da gerekmez.